Page 43 - Toksoplazmoz Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu
P. 43

Toksoplazmoz Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu

              jiminin immünsupresif etkisi altta yatan hastalığa ve alıcı-verici   HKHN’lerde toksoplazmoz için başlıca risk faktörleri, alıcılarda
            doku uyumu ve yakınlık derecesine göre değişkenlik gösterir.   transplantasyon öncesi  T. gondii antikorlarının varlığı,  TMP-
            Malign hastalıklara göre bazı benign hastalıklarda daha ağır   SMX profilaksisi alıp almaması ve GVHD’nin gelişmesidir.
            immünsupresyon uygulanırken, alıcı-verici doku tipi uyum-  Allojenik  HKHN hastalarında daha yoğun immünsupresif te-
            suzluğunda immünsupresyonu artırmayı gerektirir. Altta yatan   davi rejimleri kullanılması nedeniyle otolog HKHN’ye göre risk
            hastalığın malign olduğu durumlarda daha önce alınmış olan   daha yüksektir. HKHN alıcılarında toksoplazmoz gelişimi açısın-
            kemoterapiler nedeniyle, primer immün yetmezlikte ise altta   dan insidansın ve riskin en yüksek olduğu grup pre-transplant
            yatan hastalıkla direkt ilişkili olarak enfeksiyon riski daha yük-  dönemde seropozitiflik saptanan allojenik HKNH hastalarıdır.
            sektir. GVHD oluşması durumunda ise uzun süreli ağır nötrope-  HKHN hastalarında TMP-SMX profilaksisinin kullanılmaması T.
            ni ve lenfopeni oluştuğu için ciddi enfeksiyon riski yaratır (4).
                                                               gondii reaktivasyonu için ana risk faktörü olarak görülmekte-
            HematopoietiK KöK HÜcre NaKli yapılaN              dir. Profilaksi verilmeyen seropozitif allojenik HKNH alıcılarının
            HastalarDa T. gONDİİ eNfeKsiyoNları                %71’inde, profilaksi alanların ise %12’sinde toksoplazmoz ge-
                                                               liştiği saptanmıştır. Miyeloablatif hazırlayıcı rejim, yüksek doz
            a. epidemiyoloji ve patogenez
                                                               total vücut ışınlaması, kordon kanından nakil, haploidentik
            İmmünkompetan bireylerde doku kistlerine karşı koruyucu   nakil, tam uyumlu olmayan akraba dışı vericiden nakil, antiti-
            immünite oluşmakta ancak parazit tamamen eradike edile-  mosit globulin tedavisi uygulanan ve düşük CD4 T hücre sa-
            memektedir. İmmünsupresif bireylerde ise doku kistlerindeki   yısı (<200 hücre/μL) olan hastaların da T. gondii reaktivasyonu
            bradizoitler yeniden aktive olmakta ve daha sonra yeniden   açısından riskli olabileceği bildirilmiştir. Transplantasyon ön-
            çoğalan ve tüm vücuda yayılarak hayatı tehdit eden hastalığa   cesi alıcıda yüksek toksoplazma IgG titrelerinin saptanması da
            neden olan takizoitlere dönüşmektedir. Bradizoit içindeki kist-  muhtemelen konakçıdaki yüksek parazit yükünü göstermesi
            lerin reaktivasyonunun kontrolünde interferon-gamma salgı-  nedeniyle, risk faktörü olarak görülmektedir (1).
            layan CD4 ve CD8 T hücreler ve doğal öldürücü (NK) hücreler   c. Klinik Bulgular
            önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle hücresel immün sistem
            bozuklukları ya da miyeloablatif tedaviler T. gondii’nin enfeksi-  İmmün yetmezlikli hastalarda toksoplazmoz çok geniş ve farklı
            yon ve hastalık riskini artırmaktadır (2,5-7).     bulgularla klinisyenin karşısına çıkabilir. Klinik bulgular spesifik
                                                               olmamakla birlikte hastalığın şiddeti hastanın immünsupres-
            İmmün sistemi sağlam olanlarda primer ve kronik (latent) en-  yon derecesine göre değişmektedir. Klinik bulgulara göre pri-
            feksiyon  genellikle belirtisiz  seyrederken,  immün  yetmezlikli   mer reaktivasyona bağlı enfeksiyon ayırımı yapılamamaktadır
            kişilerde ölümcül olabilmektedir.
                                                               (6). HKHN hastalarında, hastalığın nedeni latent enfeksiyonun
            b. risk faktörleri                                 reaktivasyonudur ve tipik olarak nakilden sonraki ilk altı ayda
                                                               ortaya çıkmaktadır. HKHN hastalarında toksoplazma enfeksi-
            HKHN sonrası ilk toksoplazmozis vakası 1983 yılında Hollan-
            da’dan bildirilmiştir. Bu tarihten sonra çalışmaların yapıldığı   yon ve hastalık tanımları Tablo 1’de özetlenmiştir (1,5).
            ülke, transplantasyonun tipi ve alıcının HKHN öncesi toksop-  HKHN hastalarında toksoplazmozun klinik görünümü spesifik
            lazma seropozitiflik durumuna göre değişen oranlarda toksop-  değildir. İlgili organa ve parazitin yayılmasına bağlı olarak lite-
            lazmoz-prevalansı bildirilmiştir (8).              ratürde çok çeşitli klinik formları tanımlanmıştır. Serebral tok-
                                                               soplazmoz, akut distres sendromlu pulmoner toksoplazmoz ve
            Avrupa’da, 15 transplantasyon merkezinin katıldığı ve toksop-
            lazmoz vakalarının değerlendirildiği bir çalışmada; 6.787 oto-  çoklu organ tutulumlu dissemine toksoplazmoz en sık tanım-
            log HKHN hastasında hiç vaka görülmez iken, 4.230 allojenik   lanan formlarıdır. Görme bozukluğu ile birlikte oküler toksop-
            transplant hastalarının %0.97’sinde toplam 41 vaka bildirilmiş-  lazmoz (retinokoroidit) ve daha nadiren çok sayıda eritematöz
            tir. Bu çalışmada vaka sayısının düşük olması, allojenik HKHN   makül ve papülden oluşan ince makülopapüler lezyonlar veya
            hastalarının %91’ine  Pneumocystis jiroveci pnömonisi (PCP)   değişken döküntülerle seyreden kutanöz toksoplazmoz gibi
            profilaksisi için  TMP-SMX verilmesi ile ilişkili bulunmuştur.   klinik formlarda ortaya çıkabilir. Spesifik olmamasına rağmen
            Yine bu çalışmada toksoplazmoz gelişen ve transplantasyon   ateş, hastalığın en sık görülen klinik bulgusudur. Transplant
            öncesi serolojileri mevcut olan hastaların %94’ü T. gondii için   alıcılarında nedeni açıklanamayan ateşle karşılaşıldığında tok-
            seropozitif saptanmıştır ve GVHD %73’ünde toksoplazmozdan   soplazmoz olasılığı mutlaka düşünülmeli ve araştırılmalıdır (1).
            önce gelişmiştir. Ateş ile birlikte en sık nörolojik veya pulmoner   Serebral,  pulmoner  veya  oküler  toksoplazmoz  olduğunda
            semptomları gözlenmiştir; miyokardit otopsi sırasında saptan-  radyolojik görüntüleme tanıya yardımcı olabilir. Serebral tok-
            mıştır. Altı hastada organ tutulumu olmaksızın ateş kaydedil-  soplazmoz tanısı için bilgisayarlı tomografi (BT) veya tercihen
            miştir. 22’si (%63) toksoplazmozdan ölmüştür. Altı günden faz-  daha duyarlı olan manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ya-
            la veya daha uzun süre toksoplazmoz için spesifik tedavi alan   pılmalıdır. Genellikle radyolojik görüntülemede beyin apsesi
            23  hastanın  11’inde  (%48)  tam  yanıt  ve  diğer  3’ünde  (%13)   (homojen nodüller, halka şeklinde kontrast tutan, etrafı ödemli
            iyileşme olması dikkat çekmiştir (9).              ve kitle etkisi yapan lezyonlar) veya diffüz ensefalit (nonfokal
                                                               ve atipik lezyonlar) bulguları saptanabilir. Pulmoner toksoplaz-
            Fransa’da 2006-2015 yılları arasında tek bir merkezdeki 588 na-
            kil hastasının %3.9’unda ve İtalyan pediyatrik HSCT hastaları-  mozda, toraks BT’de genellikle diffüz veya lokalize infiltratlar
            nın %2.1’inde (4/187) toksoplazmoz görülmüştür (9).  veya  alveolar  ile  interstisyel  pnömoni  ile  retikülonodüler  bir

           34
   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48