Page 49 - Sitomegalovirüs Tanı, Tedavi Uzlaşı Raporu
P. 49

gereken sistemik CMV hastalığının aksine, karakteristik fundoskopik bulgular ile teşhis edilir.
               Bu bulgular, yoğun retinal beyazlaşma, kanama ve sınırdaki küçük beyaz uydu lezyonları ile

               kan damarları boyunca dağılım paterni gösteren tipik bir "fırçalı ateş" retinit paternini içerir.
               CMV  retiniti  genellikle  HIV  retinopatisi  ile  karıştırılır,  ancak  CMV  retiniti  ilerlerken  HIV
               retinopatisi  zamanla  soluklaşır  ve  daralır.  Tedavi  edilmediğinde,  CMV  retiniti  makula  veya

               optik sinire doğrudan hasar vererek retina dekolmanına ve kalıcı körlüğe yol açabilir. CMV
               retinitinin  neden  olduğu  körlük  geri  döndürülemez  ve  tam  retinal  yıkımdan  önce  meydana

               gelebilir. ART öncesi dönemde HIV ile ilişkili körlüğün >% 90'ından sorumludur (137).

                      HIV  retinopatisi,  atılmış  pamuk  lekeleri,  telanjiektazi,  mikroanevrizmalar  ve  retina
               kanaması şeklinde kendini gösteren tıkayıcı mikroanjiyopatidir. Atılmış pamuk lekeleri, hem

               HIV  retinopatisinde  hem  de  CMV  retinitinde  görülen  en  yaygın  klinik  özelliktir,  ancak  HIV
               retinopatisine bağlı lezyonlar genellikle yüzeysel ve daha küçüktür ve birkaç ay içinde düzelir.
               Ani görme kaybı, HIV retinopatisinde oluşmaz ve çoğu hasta da asemptomatiktir. Bununla

               birlikte,  retina  sinir  lifi  tabakasında  önemli  bir  hasar,  renkli  görüşte  bozulma  ve  görme
               alanında  defektlere  neden  olabilir.  HIV  retinopatisi  CMV  retinit  için  bir  risk  faktörüdür.  Bu

               nedenle HIV retinopatili hastalarda 3 ayda bir rutin oftalmolojik muayene gerekmektedir. HIV
               retinopatisine  bağlı  mikrovaskülopatinin,  damar  duvarlarından  CMV  ile  enfekte  olmuş
               lökositlerin geçişine yardımcı olduğu hipotezi öne sürülmektedir (139).


                      Kolit,  %5-10  oranında  görülür;  kilo  kaybı,  anoreksi,  karın  ağrısı,  diyare  ve  halsizlik
               şeklinde  belirti  verir.  Kolon  ve  özellikle  çekumda  perforasyona  ve  akut  batına  neden
               olabilmektedir.  Özofajit,  düşük  bir  oranda  görülür  ve  odinofaji,  bulantı,  epigastrik  ve

               retrosternal rahatsızlığa neden olur. Ateş görülebilir.

                      CMV pnömonisi oldukça nadirdir. Bronkoalveoler lavaj (BAL)’da CMV’nin saptanması,
               her  zaman  etken  olduğunu  göstermeyip,  daha  olası  etkenler  yönünden  taramaya  devam

               edilmelidir.

                      CMV nörolojik tutulumu, demans, ventriküloensefalit ve poliradikülomyelopati şeklinde

               olmaktadır.  BOS’ta  lenfositik  pleositoz,  düşük-normal  glukoz  seviyeleri  ve  normal-yüksek
               protein seviyeleri görülür. Tomografi veya magnetik rezonansta (MR) periventriküler tutulum,
               AIDS  tutulumu  yerine,  CMV  ventrikülensefalit  lehinedir.  CMV  poliradikülomyelopati,  üriner

               retansiyon ve ilerleyici bilateral bacak güçsüzlüğü ile giden Guillian-Barre–benzeri sendrom
               şeklindedir. CMV poliradikülomyelopatide BOS’ta sıklıkla nötrofilik pleositoz (genellikle 100-
               200 nötrofil/mikrolitre), hipoglikoraji ve artmış protein seviyeleri saptanır (135).


               Tanı

                      CMV viremisi, PZR, antijen testleri ve kültürle belirlenebilmektedir. Viremi genellikle

                                                                                                       49
   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53   54