Page 459 - Enfeksiyon Hastalıkları Kitabı
P. 459
Tularemi (Tavşan Ateşi) 439
Glandüler Tularemi etrafında hiperemi veya sarı-beyaz renkli pseu-
domembranlar olur. Hastalar çoğunlukla kriptik
Tüm tularemi formları içinde glandüler has-
talık sıklığı %3-20 arasındadır. Glandüler hasta- anjin tanısı ile -laktam bir antibiyotik ile teda-
lıkta lokal lezyon olmaksızın sadece lenfadeno- vi edilmeye çalışılır. Orofarenjeal formda en sık
pati vardı. Bakterinin giriş yeri tarif edilemez. görülen komplikasyon lenf nodlarında oluşan
Hastalarda ateş, halsizlik, yorgunluk vardır. süpürasyondur (Şekil 108.3).
Pnö monik Form
Tifoidal Tularemi
Tüm tularemi olgularının %10’u pnömonik
Tifoidal tularemili hasta genellikle sebebi bi-
linmeyen ateş tablosu ile başvurur. Hastalar tok- formdadır. Etken inhalasyonla alınır. Hastalarda
sik görünümdedir. Lenfadenopati olmaksızın ateş, halsizlik, kuru öksürük, substernal ve plev-
baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ateş vardır. ral ağrı, dispne ve boğaz ağrısı vardır. Hemoptizi
Çoklu organ tutulumu (pnömoni, menenjit, he- görülebilir. Görüntüleme ile akciğerde konsoli-
patit, kardit ve rölatif bradikardi, nefropati v.b) dasyon ve plevral effüzyon saptanabilir. Olgu-
bulguları oluşur. Kene ısırığı öyküsü ya da epide- ların 1/3’ünde hiler lenfadenopati olur. Balgam
miyolojik bir bilgi yok ise tanısı oldukça zordur. incelemesi ve balgamın gram boyaması genellik-
Kan kültürü pozitifl iği sıktır. le tanı için faydasızdır. Bronkoskopide saptanan
patolojik bulgular, tüberküloz veya sarkoidoz-
Ok üloglandüler Tularemi dan ayırt edilemez. Plevra biyopside çoğunlukla
granülomatöz enflamasyon saptanır ki bu du-
Bakteri kontamine parmaklar, kontamine su, rum genellikle tüberküloz lehine yorumlanır.
aerosoller vasıtasıyla konjonktival keseden gi- Biyoterörizm kaynaklı tularemi de çoğu zaman
rer. Çoğunlukla tek taraflıdır. Göz kapakları şiş pnömoniyle başvurur.
ve ağrılıdır. Konjonktivada sarı nodül ve ülsere
neden olur. Etkilenen lenf nodları genellikle baş Tanı
ve boyundadır. Tüm tularemi formları içindeki
sıklığı %5’den azdır. Rutin laboratuvar testleri çoğunlukla nor-
maldir. Lökositoz, trombositopeni ve karaciğer
Orofarenjeal hastalık enzim artışı gözlenir. F. tularensis deri, mukoza,
solunum sistemi ve gastrointestinal sistemi etki-
Ülkemizde en sık karşılaşılan klinik formdur.
Bakteri ağız ve farenks mukozasından girer. Kay- ler. Bakterinin makrofaj içinde yaşama kabiliye-
nak çoğunlukla kontamine su ya da besinlerdir. ti sayesinde granülamatöz enfl amasyona neden
Ateş, boğaz ağrısı, eksüdatif farenjit, farenjeal olur. Enfeksiyon, lenf nodlarına, dalağa, akciğe-
ülserler ve lenf nodlarında şişlik gözlenir. Tonsil re, plevraya yayılır. Biyopsi örneklerinin histopa-
tolojik bulguları tüberkülozla çok benzer.
Tulareminin laboratuvar tanısında kültür
altın standart olmasına rağmen aşırı bulaşıcı
karakteri nedeniyle özel güvenlik önlemelerine
(biyogüvenlik düzey 3) sahip laboratuvar ortamı
gereklidir. F. tularensis hastalardan erken evrede
izole edilebilir. Bu nedenle olgu tanımına uyan
şüpheli hasta ile karşılaşıldığında uygun örnek-
ler alınmalıdır. Alınan örnekler uygun taşıma
besiyeri (aktif kömürlü Amies, Stuart ve Carry-
Blair gibi) ile laboratuvara ulaştırılmalıdır. Sis-
teinli besiyerlerinde bakterinin izolasyon şansı
artar. Son yıllarda klinik örneklerde bakteriye ait
spesifik gen bölgelerinin polimeraz zincir reak-
Şekil 108.3. Orofarenjeal hastalıkta süpüre lenf nodu. siyonu (PCR) ile gösterilmesi önem kazanmıştır.

