Page 316 - Enfeksiyon Hastalıkları Kitabı
P. 316
296 Enfeksiyon Hastalıkları
kadar çıkabilir. İshal dışında hastalarda, tenezm, Hızlı ve çok miktarda sıvı kaybı ile gelişen hi-
karın ağrısı, kusma ve oligüri görülür. Ateş hasta- potansiyon ve renal kan akımının azalması, akut
ların sadece %5’inde vardır, ateş varlığında önce- tübüler nekroz, tubulointerstisyel nefrit ile akut
likle sekonder enfeksiyonlardan şüphelenmek ge- böbrek yetmezliği gelişimine neden olabilir.
rekir. Hasta huzursuz ve sıkıntılı görünür ancak Akut böbrek yetmezliği gelişen hastalarda mor-
bilinci açıktır. Göz küreleri içine çökmüştür, dili talite daha yüksektir.
kurudur, cilt turgor ve tonusu azalmıştır. Nabız
taşikardik, solunum sayısı artmış ve yüzeyeldir. Tedavi
Hastanın sesi duyulamayacak kadar kısık çıkar. Tedavide anahtar nokta dehidratasyonu te-
Bağırsak sesleri ileri derecede artmıştır. davi edebilmektir. Öncelikle sıvı açığı, oral yol-
Bazı hastalarda ishal olmadan ileri derecede dan kapatılmaya çalışılır. Yeterli olmazsa damar
intestinal distansiyon olur. Sekretuvar dışkı ba- içi yoldan sıvı-elektrolit açığını kapatacak sıvılar
ğırsak içinde birikir. Kolera sicca olarak adlan- hızlı bir şekilde verilmelidir. En çok tercih edilen
dırılan bu form, tanısı ve izlemi daha zor olan sıvı Ringer Laktat solüsyonudur. Yeterli elekt-
kolera formudur. Tanı konulana kadar mortalite rolit içermediğinden serum fi zyolojik solüsyo-
gelişebilir.
nu rehidratasyon için önerilmez. Damar yolu
Tanı açmakta problem olan hastalarda nazogastrik
sonda kullanılarak oral yoldan replasman da ya-
Kolera gravis’de dışkının makroskopik görün- pılabilir.
tüsü ve miktarı klinik olarak tanıyı düşündürür. Sıvı replasmanı iki basamaklı olarak yapılır.
Kesin tanı için V. cholerae’yı dışkı mikroskobi- İlk basamak rehidratasyon fazı, ikinci basamak
sinde göstermek ya da kültürde üretmek gerekir. devam fazıdır. Rehidratasyon fazı en fazla 4 saat
Mikroskobik tanı için taze dışkıdan hazırlanan sürdürülür, saatte 50-100ml /kg sıvı hızla infüze
preparatların karanlık alan ya da faz kontrast edilir. Hastada dehidratasyonun klinik bulgula-
mikroskoplarında incelenmesi gerekir. Bakteri bu rı düzelip saatte en az 0.5ml/kg idrar çıkarmaya
incelemelerde hareketli olarak görülür. Üretmek başladığında rehidratasyon sonlandırılmalıdır.
için en çok kullanılan besiyeri de TCBS’dir. Bundan sonra devam fazına geçilir, genellikle
Tanıda seroloji de kullanılabilir. Dışkı ör- oral yol tercih edilir, hastaya kaybını karşıla-
neğinde kolera toksinini veya V. cholera O1 ve yacak şekilde saatte 500-1000 ml sıvı verilmesi
O139 suşlarının lipopolisakkaritini direkt ola- önerilir.
rak saptayan serolojik testler de geliştirilmiştir. Kolerada antibiyotik kullanımı, tedavinin
Toksin üreten genin amplifiye edildiği polime- ikinci aşamasını oluşturmaktadır. Antibiyotik
rize zincir reaksiyonu tekniği ile de V. cholerae kullanımı atılan basil miktarını azaltarak hastalı-
gösterilebilir, ancak eğitimli personel gerektirdi- ğın yayılımını önler; ciddi seyirli olgularda ishal
ği için rutin tanı laboratuvarlarında kullanılma- miktarını azaltarak hastalığın süresi ile hastanın
maktadır. hastanede yatış süresini kısaltır. Tedavide en çok
tetrasiklin ve florokinolon grubu antibiyotikler
Komplikasyonlar kullanılır. İlk tercih olarak önerilen tedavi, 300
mg doksisiklin tek doz kullanımı şeklindedir. Ki-
En önemli komplikasyon ciddi dehidratasyon
ve takiben gelişen akut böbrek yetmezliğidir. nolon ve tetrasiklin grubu antibiyotikler 7 yaş al-
Dehidratasyonun derecesi laboratuvar bulguları tındaki çocuklarda kullanılmaz, alternatif olarak
ile belirlenir. Metabolik asidoz, normal ya da dü- trimetoprim-sülfametoksazol, eritromisin veya
şük potasyum değerleri, sodyum ve klorürde ha- furazolidin tercih edilir. Gebelerde ise eritromi-
fif düşme, hemokonsantrasyona sekonder plaz- sin ve furazolidin tercih edilmelidir.
ma kalsiyum ve magnezyum düzeylerinde artış, V. cholerae O139 ve O1 izolatlarında, 1980’li
beyaz kürenin çok yükselmiş olması ciddi seyirli yıllardan sonra, ampisilin, tetrasiklin, kloramfe-
kolerayı ve belirgin dehidratasyonu gösterir. nikol gibi antibiyotiklere direnç bildirilmeye baş-
lanmıştır. Birçok çalışmada kinolonlara da direnç

