Page 31 - Enfeksiyon Hastalıkları Kitabı
P. 31
Enfeksiyon Hastalıklarının Dünü, Bugünü, Yarını 11
yükseldiği bölgelerde ise yeni vektörler yaşam üzerindeki çalışmalar günümüzde ağırlıklı ola-
imkanı bulacak ve doğal olarak yeni enfeksiyon rak “genlerin yapı ve fonksiyonlarını incele-
hastalıkları gözlenecek ve enfeksiyon hastalık- yen bilim dalı olan filogenomik adlı bir bilim
larının coğrafyası değişecektir. Günümüzde dalı”nın doğmasına neden olmuştur. Prokaryo-
Amerika kıtası dahil değişik ülkelerde görülen tik canlılara ait birçok genomun ve insan geno-
kolera salgınları bunun bir örneğidir. İklim de- munun baz dizilerinin belirlenmesi çeşitli araş-
ğişiklikleri arasında dengesiz yağmurların yol tırma gruplarının proteomik diye tanımlanan
açtığı taşkınlar ve su baskınları leptospiroz ör- yeni bir alana yönelmelerine yol açmıştır. Pro-
neğinde olduğu gibi su kaynaklı enfeksiyonları, teomik alanında yapılan çalışmalar prokaryotik
paraziter ve bakteri kaynaklı ishalleri artırmak- ve ökaryotik hücreler tarafından sentezlenen
tadır. Sıtma, Dang ateşi, ve diğer viral ensefa- proteinlerin amino asid dizilimlerinin belirlen-
litler iklim değişikliklerinden en sık etkilenen mesini sağlamaktadır. Genomik ve proteomik
enfeksiyon hastalıları arasındadır. El Nino fır- alanlarında yapılan çalışmalar, gen tedavisi uy-
tınası (1997-1998) sonrasında sivrisinek, ke- gulamalarının yaygınlaşmasına, etkin ve güven-
mirgen ve su kaynaklı enfeksiyonların bariz li yeni aşıların, ilaçların ve teşhis ve tedavi me-
bir şekilde arttığı bildirilmiştir. Meningokoksik totlarının (Antireseptör tedavi, antiadhezin te-
menenjit salgınlarının kuru rüzgarlardan sonra davi, anti-sitokin tedavi, monoklonal antikorlar
ortaya çıkıp, yağmurların başlamasıyla birlikte vb.) gelişmesini sağlayacaktır. Bu çalışmaların
azaldığı hususu bir başka örnektir. Avrupa’da şüphesiz ki sayısız faydaları görülmeye başla-
sıtma, keneyle bulaşan ensefalit, riketsiyoz ve nılmıştır ve gelecekte de görülmesi beklenmek-
visseral layşmanyaz’ı geri dönmekte olduğu dü- tedir. Ancak bir takım araştırmacı ya da grupla-
şünülmektedir. Ülkemizde olgu olarak ilk kez rın insanları bir laboratuvar objesi gibi görerek,
2009 yılında Orta Karadeniz bölgesinde bildi- kısa ve orta vadedeki çıkarları ve başarıları için
rilen Hantavirüs renal sendrom olguları, 2010 çoğu zaman ahlaki değerlerden uzaklaşarak ta-
yılında Manisa ve çevresinde bildirilen Batı Nil mamen kar amaçlı ve kendi ulusal çıkarları için
Virüs (West Nile Virus) olguları ve takip eden kullanabileceği hususu da akılda tutulmalıdır.
çok sayıda bildirimler Türkiye’de sağlık (teşhis, Enfeksiyon hastalıkları ile mücadeledeki üs-
tedavi vb.) alanındaki gelişimlerin, enfeksiyon tün başarıların olmasına rağmen bugünden ge-
hastalıkları uzmanlarının giderek artan mesle- leceğe aktarılabilecek önemli sorunlar olacaktır.
ki yetkinliklerinin bir sonucu olduğu gibi iklim Bunların başlıcalarını 4 başlık altında toplamak
değişikliğinin getirdiği doğal bir sonuç da olabi- uygun olacaktır:
lir. Nitekim Türkiye’de 2001 yılında itibaren bil- I. Dirençli mikroorganizma enfeksiyonları
dirilen Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) ol- II. HIV / AIDS
gularının küresel ısınma ile ilişkili olarak arttığı III. Priyon Hastalıkları
düşünülmektedir. Hastalığın etkeni olan Nairo- IV. Biyoterörizm
virüs için vektor olan Hyalammo marginatum
türü kenelerin endemik bölgede son yıllarda sa- I. Gelecekte sorun yaratacak dirençli
yıca artış göstermesi de buna kanıt olarak ileri mikroorganizmaları ikiye ayırarak
sürülmektedir. incelemek mümkündür:
Yirminci yüzyıl, enfeksiyon hastalıkları ve
klinik mikrobiyoloji (EHKM) disiplininin, has- 1. Hastane enfeksiyonları etkenleri
talıkların patogenezini çözdüğü, aşı ve antibi- Metisilin dirençli S. aureus (MRSA)
yotiklerle enfeksiyonları yendiği hatta eradike Vankomisin dirençli S. aureus (VRSA)
ettiği (çiçek ve polio) bir zafer dönemi olmuş- Vankomisin dirençli enterokoklar (VRE)
tur. Yirmibirinci yüzyıl ise genetik bilminin, Çoklu dirençli gram-negatif enterik basil-
moleküler mikrobiyoloji ve gen mühendisliği- ler (ESBL, NDM -laktamaz üreten suşlar
nin altın çağını yaşayacağı bir süreç olacaktır. vb.)
Canlıların moleküler düzeydeki genetik yapısı

