Page 32 - EKMUD Erişkin Bağışıklama Rehberi 2024
P. 32

Erişkin Bağışıklama Rehberi 2024

            Bunlar arasında influenza, rotavirüs ve norovirüs aşı çalışmaları sayılabilir. COVID-19
            aşısı için farklı ekipler bu yöntemi kullanarak aşı geliştirmeye çalışmaktadır.
               2.4.9. revers vaksinoloji tekniği ile hazırlanan aşılar

               Ampirik olarak kullanılan klasik aşı teknolojilerinde inaktivasyon ya da atenüasyon
            sonrasında mikroorganizmanın hangi antijeninin koruyucu yanıtı uyardığı ve oluşacak
            yanıta ait hangi parametrelerin koruyuculuğu belirlediği tam olarak bilinmemektedir.
            Son gelişmeler ışığında etkene ait tüm genomun dizi analizi (sekanslanma) ve biyoin-
            formatik yöntemleri bir arada kullanılarak farklı gen bölgelerinin ayrı ayrı incelenebil-
            mesi mümkün olmuş; sonuçta klasik yaklaşımın aksine, çok daha rasyonel antijen se-
            çimi mümkün olmuştur. Böylece revers vaksinoloji yöntemi, klasik aşı hazırlamada gen
            ürününden, genin saptanmasına yönelik yaklaşımı tersine çevirmiş ve gen dizisinden
            yola çıkılarak ürünün ve işlevlerinin belirlenmesini sağlamıştır. İlk olarak meninkokok
            B aşısının hayata geçirilmesini takiben, revers vaksinoloji yaklaşımları ile hazırlanmış
            birçok aşı klinik deneme aşamasındadır. Bu yaklaşımla hazırlanan deneysel aşılar ara-
            sında grup B streptokoklar, Bacillus anthracis, Chlamydia pneumoniae, Poryphromo-
            nas gingivalis ve pnömokok aşıları yer almaktadır.
               2.4.10. gen/nükleik asit tabanlı aşılar
               2.4.10.1. vektör aşıları: Aşı olarak kullanılacak immünojenin bir taşıyıcı (vektör)
            aracığıyla kişiye verilerek, aşılananlarda istenen immünojene karşı yanıt oluşturulması
            esasına dayanır. Aşı vektörü olarak virüslerin kullanımı, bu mikroorganizmaların konak
            hücresini enfekte ederek viral genoma transgen şeklinde yerleştirilen protein yapısın-
            daki antijenlere karşı hücresel mekanizmayı başlatabilmelerini sağlar. Canlı atenüe
            virüs ve bakteriler kendilerine karşı aşı olarak kullanılabildikleri gibi farklı antijenlere
            karşı bağışık yanıtları uyarmak için taşıyıcı bir platform olarak da kullanılabilmektedir.
            COVID-19 pandemisi sürecinde farklı vektör (özellikle adenovirüs) aşıları geliştirilmiş
            ve kullanıma girmiştir.

               Vektör olarak denenmekte olan virüslerin çoğu defektif virüslerdir. Bunlar arasın-
            da poksvirüsler, adenovirüsler, Alphavirüs, herpes simpleks virüsü, veziküler stomatit
            virüsü, lentivirüsler ve CMV gibi farklı virüsler yer almaktadır.
               Bakteriler de aşı vektörü olarak çalışmalarda yer almaktadır. Bakteriler yabancı
            antijeni eksprese edecek biçimde tasarlanabildiği gibi aşı antijenini kodlayan plazmid
            için taşıyıcı olarak da kullanılabilmektedir. En sık kullanılan bakteri vektörleri arasında
            Salmonella spp., Shigella spp., Mycobacterium bovis BCG, Listeria spp., Vibrio chole-
            ra ve Yersinia enterocolitica yer almaktadır. Enterik bakteriyel vektörlerin oral yoldan
            verilebilmeleri ve mukozal bağışıklığı uyarmaları önemli avantajlarıdır. Bu amaçla en
            sık kullanılan vektörler Salmonella typhi ve Salmonella typhimurium’dur.
               2.4.10.2.dna aşıları: Nükleik asit tabanlı DNA aşıları, hedef proteini kodlayan
            ökaryotik bir promoterin kontrolünde transgen içeren plazmidlerdir. Viral vektörler
            örneğinde olduğu gibi hücrelerin transfeksiyonu sonucu, istenen transgenin hücre içi
            üretimi, antijenin işlenerek MHC molekülleri ile birleşmeleri sürecini başlatır. Bu süreç-
            te antijenin immün sisteme doğal konformasyonunda sunumu, oluşacak antikorların
            optimal işlevsellik özelliklerini de sağlamaktadır.                     11
   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37