Page 86 - Sitomegalovirüs Tanı, Tedavi Uzlaşı Raporu
P. 86
Ülkemizde hücresel içerikli (eritrosit ve trombosit konsantreleri) kan bileşenlerine rutin
olarak filtrasyonu işlemiyle lökoredüksiyon uygulanmaktadır. Tİ-CMV riskini azaltabilmek için
bu yönteme alternatif ya da ilave olarak kullanılabilecek yöntemler ise şunlardır;
I. Ig G seronegatif bağışçılardan kan bileşeni elde edilmesi:
İlk olarak 1971 yılında exchange transfüzyon yapılan infantlarda seronegatif
bağışçılardan kan alımının Tİ-CMV’yi önleyebildiği gösterilmiştir. Bu yöntem, 1980 ve 90’lı
yıllarda özellikle riskli hastalarda Tİ-CMV’nin önlenebilmesi için standart yöntem olarak kabul
edilmiş ve uygulanmıştır (183).
Özellikle latent ya da geç dönem primer enfeksiyonu olan bağışçılardan alınan
kanların transfüzyonuna bağlı olarak gelişebilecek Tİ-CMV’nin önlenebilmesi için CMV-
seronegatif bileşenlerin kullanılması daha uygun gözükmektedir. Ancak pencere döneminde
bulunan yani henüz antikor yanıtı geliştirmemiş bağışçıların tespitinde bu yöntem yetersiz
kalmaktadır. Ayrıca, özellikle CMV seroprevelansının ülkemiz gibi yüksek olduğu yerlerde bu
yöntemin uygulanması hem ilave maliyet yaratmakta hem de yeterli seronegatif bağışçı
havuzu oluşturma konusunda sıkıntılar yaşanmasına yol açmaktadır. Bu yöntemin diğer
dezavantajları, latent enfeksiyon geçiren kan bağışçılarında CMV antikorları kaybolmuş olsa
bile (seroreversiyon) lökositler aracılığı ile bulaşın gerçekleşebilmesi (özellikle
lökoredüksiyon yapılmayan bileşenlerde) ve ticari test kitlerinde kullanılan CMV AD169
suşundan elde edilen viral lizatlardaki delesyonlar nedeniyle klinik suşların yakalanamama
ihtimalidir (183,188).
II. Uzun dönemdir seropozitif olan bağışçılardan kan bileşeni elde edilmesi:
Lökoredüksiyon işlemi ile latent enfekte lökosit hücrelerinin çoğu uzaklaştırılıyor olsa
da plazmadaki serbest virüs konsantrasyonu azalmamaktadır. Dolayısıyla primer
enfeksiyonun hem pencere hem de serokonversiyon öncesi döneminde plazma da CMV
DNA sıkılıkla tespit edilebilmektedir. Seropozitifliğinin üzerinden uzun süre (1 yıl) geçmiş
olanlar, hem plazmalarında bulunan serbest virüse bağlı bulaş riskinin azalması hem de
düşük konsantrasyondaki CMV’yi nötralize edebilecek gB gibi membran proteinlerine karşı
oluşmuş antikorların hastaya aktarılabilmesi nedeni ile son dönemde alternatif bir bağışçı
grubu olarak tanımlanmışlardır (183).
CMV-DNA negatif bağışçılardan kan bileşeni elde edilmesi:
Yüksek riskli hastaların %1-3’ünde muhtemelen pencere döneminde bulunan
bağışçılardan alınan kanın transfüzyonuna bağlı olarak “breaktrough Tİ-CMV”
gelişebilmektedir. Bu riskin kaynağı büyük oranda lökoredüksiyon sonrası bileşenin içerisinde
86

