Page 23 - Enfeksiyon Hastalıkları Kitabı
P. 23
Enfeksiyon Hastalıklarının Dünü, Bugünü, Yarını 3
barınma koşullarında yaşayan insan sayısının M.S. 506 yılında fil savaşında Mısır ve Çin or-
hızla artması, İngiltere’deki salgının 17 ve 18. dularında ağır tahribat yapmıştır. Bundan son-
yüzyılda tüm Batı Avrupa ülkelerine yayılması ra Orta Doğu ve İtalya üzerinden Avrupa’ya
ile sonuçlanmıştır. Batı Avrupalılar yeni keşif- geçmiştir. Amerika’nın keşfi ile bu kıtaya geç-
lerle tüm dünyaya yayıldıkça salgını beraber- miş, yayılmış ve geniş epidemilere sebep ol-
lerinde götürmüş; hastalık 20 yüzyılın başına muştur. Seyahat ve göçler nedeniyle 18. yy çi-
kadar Doğu Avrupa, Batı Asya, Uzak Doğu ve çek yüzyılı olmuştur. O yıllarda dünya nüfusu-
Afrika’ya taşınmıştır. nun 1/14’ü hastalığa yakalanmış ve Avrupa’da
Gelişmiş batı ülkelerinde, sosyo-ekonomik yarım milyondan fazla insan ölmüştür. Bu du-
gelişme ve hastaların sanatoryumlarda izolas- rum 1796 yılında Jenner’in aşıyı keşfetmesine
yonunun sağlanması nedeniyle, tüberkülozdan kadar sürmüştür.
ölümler henüz kemoterapinin bulunmadığı Doğuda ise çiçekten korunma daha 11. yüz-
1900’lerin başından itibaren her yıl % 5 azalma- yılda Eski Hint ve Çin’de bilinmekteydi. Çinlile-
ya başlamıştır. 1950’den sonra kemoterapinin rin hastalığı geçiren çocukların yanına sağlam-
uygulamaya başlaması ile bu azalma % 10-14 ları koydukları veya çocukların burnuna çiçekli
düzeyine ulaşmıştır. 1970’lere gelindiğinde batı hastalardan alınmış cerahatli kabukları toz ha-
ülkelerinde tüberküloz eradikasyonunun ya- line getirip buruna üfleyerek aşı uyguladıkları
kında gerçekleşeceği bekleniyordu. Fakat 1985 bilinmektedir. Bu zamanla Asya’nın diğer böl-
yılından itibaren bu ülkelerde tüberküloz insi- gelerine yayılmış; Anadolu’ya kadar gelmiştir.
dansının yıllar sonra ilk kez artmaya başladığı Çiçek yurdumuzda eskiden beri vardır; çiçek
görüldü ve hastalığın yeniden artışı “şaşkınlık- kurutlarını ve cerahatini deriyi çizerek sürt-
la” karşılandı. mek gibi bir aşılama yöntemi uygulanmaktaydı.
Tüberkülozun 1950’lerden önceki duru- 1721’de Lady Montague İstanbul’da çocuklarını
mu hakkında sağlıklı verilerin bulunmadığı aşılatmış ve bu yöntemi İngiltere’ye bildirmiş-
gelişmekte olan ülkelerde ise 1960 yılından tir. Ancak Avrupa’daki ve Amerika’daki çiçek
itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün kontrol salgınları ancak Jenner’in bulduğu çiçek aşısı-
programları uygulanmaya başlanmıştır. Fakat nın bütün dünyaca kabul edilip uygulanması
1990’lara gelindiğinde bu programların etkili zorunlu kılındıktan sonra kontrol altına alına-
olmadığı görülmüştür. Seksenli yıllarda or- bilmiştir. Jenner, elinde bir çatlak olan süt sa-
taya çıkan HIV epidemisi ve çok ilaca direnç ğıcılarının inek çiçeği geçirmekte olan bir ineği
sorunu, tüberküloz salgının günümüzde ileri sağdığında parmağında ufak bir çıban çıktığını,
derecede ağırlaşmasına yol açmıştır. Dün- biraz hastalandığını ancak artık insan çiçeğine
ya Sağlık Örgütü tarafından 1993’de yapılan yakalanmadığını gözlemlemiştir. Bunun üzeri-
açıklamada, insanlık tarihinin hiçbir döne- ne çiçek geçirmekte olan sütçü bir kızın par-
minde günümüzdeki kadar çok tüberkülozlu maklarındaki püstüllerden aldığı cerahat ile bir
hastanın bulunmadığı, dünyanın çoğu böl- çocuğu aşılamıştır.
gesinde tüberkülozun artık kontrol edilemez Dünya Sağlık Örgütü 1967 yılında çiçek has-
hale geldiği duyurulmuştur. talığını dünya üzerinden silmek için bir eradi-
kasyon programı başlatmıştır. Yoğun çabalar so-
2. Çiçek nucunda son olgu 1979 yılında Somali’de görül-
müştür. DSÖ 1980 yılında çiçeğin dünya gene-
Çiçek hastalığı insanlara vermiş olduğu deh-
linde eradike edildiğini açıklamıştır; ancak çiçek
şetten dolayı ilk tanınan hastalıklardan biridir;
günümüzde biyolojik silah olarak kullanılabilme
M.Ö. yedinci yüzyıldan beri bilinmektedir. O
potansiyeli nedeniyle hala gündemdedir.
tarihlerde hastalığın Çin ve Hindistan’ın yanı
sıra Orta Afrika’da zenciler arasında yaygın 3. Sıtma
olduğu bilinmektedir. Eski Mısır’a ait mumya-
larda çiçek izlerinin olması bu hastalığın çok Dünya nüfusunun üçte ikisini etkilemesi ne-
eskiden beri görüldüğünü düşündürmektedir. deniyle sıtmanın tarihçesi, insanoğlunun en

